Bulundugunuz sayfa: Ana Sayfa › Haberler

Çukurova'nın Makus Talihi

19 February 2015 12:40 Kategori Yazarlar


Av. H.İbrahim Mert
merthalil@gmail.com

Bu yazımda yöremizin en başat meselelerinden biri olan yüksek öğrenimdeki eksikliğini gündeme taşımak istiyorum. Türkiye’nin en yoğun nüfuslarından birini barındıran yöremizin en eski üniversitesi olan Çukurova, 1970‘lerde Ankara ve Erzurum Üniversitesine bağlı olarak kuruldu.

Bölgemiz,nüfusu itibariyle Türkiye’nin en yoğun ve en çok göç alan bölgelerinden biri olduğu halde,yüksek öğretim okullaşma oranı son derece düşük kalmıştır. Bunun en büyük sebebi, Yüksek öğrenim kurumlarının bölgeden uzaklığı ve siyasi ilgisizlik neticesi bölgemize yeni üniversite ve fakülte açılmasında cimrilik ve kontenjanların mahdut tutulmasıdır..

İlk kurulduğundan beri Çukurova Üniversitesi, son derece yetersiz fakülteleşme politikası izlemiş ve kontenjanlarını ısrarla düşük tutmuştur.Bölgenin ihtiyaçları ve çağın popüler meslekleri gözardı edilmiş,buna uygun bölümlerin açılmasında, son derece basiretsiz bir politika izlenmiştir.

Türkiye’nin özel sektör sanayileşme hamlesi ,neredeyse Adana’da başlamasına rağmen,bunu destekleyecek yüksek öğretim kurumları kurulmadı. Mevcut Çukurova üniversitesi de, ta 90’lara kadar birkaç bölümlü güdük bir üniversite görünümündeydi.

Oysaki o dönemlerde Türkiye’nin en zenginleri Adana’da yetişiyor; sanayi,tarım,sanat vs. ın kalbi Adana’da atıyordu.İstense en kaliteli hocalar ve öğrenciler Adana’ya çekilebilirdi.Türkiye’nin en güzel kampüslerinden birine sahip merkezi ve huzurlu bir kentti o vakitler.Hızlı da göç aldığı için eğitime en büyük ihtiyaç duyan bölge de, bizim bölgemizdi.Bu yapılmadığı için, o zamandan sonra yöremiz problemler yumağına dönmüştür.Cehalet, yoğun göç,fakirlik, plansız kentleşme sonucu ahlaki zafiyetlerin artmasıyla; malum milli medyada yeralan Adana haberlerine aşina haline gelmiş olduk.

Gün geçmiyordu ki bölgemizden olumsuz bir haber çıkmasın. Bu o hale geldi ki artık Adana, terör ve vahşet yuvası, Adanalılar da menfi insanlar imajı ortaya çıktı.Bölgemizin adı medyada geçtiğinde, eyvah yine ne gibi bir olumsuzluk oldu diye utançla izler olduk gurbette memleketimizi. Hep bu ezikliği maalesef gurbetteki hemşehrilerimiz mütemediyen yaşamaktalar. Şehre gelen gezi turların da bile, güvenlik uyarıları yapılmakta olduğunu esefle işittik.

90’larda üniversite çağına gelmiş benim neslim ne yazık ki,çok kaliteli üniversiteleri çevre illerimizde bulamamaktaydı.(Şimdi var mı sanki?)Adana’da birkaç bölümlü çağa ve yöremize hitap etmeyen Çukurova Ü., G.Antep’te ODTÜ’ye bağlı olarak kurulan,kafayı sıyırtmadan mezun etmeyen,birçok öğrencinin okulu yarım bırakıp kaçtığı,bir iki mühendislik fakültesinden oluşan ufak bir üniversite, o kadar. K.Maraş, Hatay, Mersin gibi koca şehirlerimizde üniversite yok zaten. Bu şehirlerin yarısı kadar bile olmayan; 
Elazığ,Trabzon,Eskişehir,Erzurum dev gibi üniversitelere sahipti. Hele sosyal bilimler alanında okumak isteyen öğrenciye hitap eden hiçbir fakültemiz yoktu. En yakın Konya ve Diyarbakır Hukuk vardı. İkisi de Adana’dan küçük şehirlerde kurulmuş, ama çağın ihtiyaçlarını keşfetmiş üniversitelerdi. Yöremizde Hukuk gibi çok hayati bir fakülte ancak Adana’da 2010’larda açılabilmiştir. O da 50 kontenjanla, dalga geçer gibi. Bir de uzun sure Konya’da eğitim gördü talebeler. Mersin’de,Hatay’da,K.Maraş’ta hala yok. G.Antep gibi koca şehre bile yeni lütfettiler de Hukuk açıldı. Erzincan,Isparta vs. gibi açılmaması gereken ufacık şehirlerden bile sonra.

Kaliteli bir lisan eğitimi ile; Hukuk, Siyasal, Uluslarası Ticaret,B ilişim, Sağlık, Bilgi Teknolojileri, Denizcilik, Havacılık, Güvenlik, Hayvancılık, Haberleşme, Eğitim, Ormancılık ,vs. gibi alanlarda doğru düzgün fakülteler açmak yerine; çağın ve yöremizin hiçbir ihtiyacı gözetimeden, klasik bir iki bölüm(ne işe yaradığı bilinmeyen fen-edebiyat ve her yerde olan iktisat-işletme) ,açılmış olmak için açılmış; onların da kontenjanları kıt tutularak, hiçbir işe yaramaz güdük eğitim kurumları olarak bırakılmışlardır.

Zaten 60’lardan sonra sanayileşen bölgemizde ,hala kaliteli ve sanayi ve yöremiz insanıyla işbirliği içinde çalışan bir üniversitemiz yoktur. Adana’da birkaç tane kıt kontenjanlı bir iki bölüm var. G.Antep’te pratikten uzak, hala öğrencileri mezun etmeme üzerine kurulmuş bir mühendilik anlayışı var. Mersin, Maraş, Hatay, Osmaniye’de zaten emekleme döneminde birkaç bölümlü mühendislik var o kadar.


Kaliteli bir dil eğitimi zaten yok. Yöremizin ihtiyacı olan İngilizce, Arapça vs. gibi dilleri konuşturabilecek bir üniversitemiz yok maalesef. Sağlık alanı, şu an Türkiye’nin en istihdama aç alanı. Maalesef bölgemiz üniversiteleri uyuyor. Hemşehrilerimiz, çocuklarını,uzak şehirlere ve hatta şehirciklere göndermek zorunda kalıyor. (Giresun’un Piraziz kasabasında Sağlık Bilimleri fakültesinin olduğunu, bir akrabamın orayı kazandığını duyunca öğrendim) Koskoca milyonluk şehirlerimizde sağlık alanında doğru düzgün fakülteler ve bölümler bulunmamakta ve olanlarda kontenjanları düşük tutulmakta.

Bilişim üzerine nerdeyse bölgemizde hiç bölüm yok veya kıt kontenjanlı.Dünya bilgiyarların tuşlarına gelmiş artık,bunu gören bir akademik anlayış neredeyse yok. Ne kadar Bilgisayar, Yazılım, Programcılık vs. mühendislikleri açılsa sezadır. Yazılımcı bölgemizde hiç yetiştirilmemekte. Bilgi çağında bilgiye duyarsız bir üniversite anlayışı benimsenmekte yazık ki…

Şehir plancılığı, Peyzaj, Çevre, Mimarlık, İnşaat bölümleri yine yetersiz. Belediyelerimizde bile çalışan doğru düzgün uzman mühendisler bulunmamakta.

Diğer şehirlerde peynir ekmek yer gibi üniversite, fakülte açılabilirken bizim yöremizde siyasilerimizin ve akademik yönetimin ilgisizliği neticesinde yıllar be yıllar zaman alabilmekte. Hergün filan şehirde bir üniversite, fakülte veya bölüm kuruldu haberlerini bir ümitle okuyorum; lakin bizim memlekete ait bir üniversitelerde olmadığını görüp, inkisara uğruyorum. Misal Çukurova Ü. Eczacılık Fakültesi ancak 2011’de kurulabilmiş. Henüz öğrenci alabilmeyi başaramamıştır. Böylesine hayati bir fakülteyi hala açamamış olmak nasıl bir zihniyettir, takdirlerinize bırakıyorum. Zira bizim yöremizde bir üniversite ve fakülte için binbir mihnetle, meclisten kanunu çıkarılabilse bile,bu sefer de anlaşılmaz bir akademik garipliklerle 3-5 sene öğrenci almayı başaramamaktalar. Herhalde bunun mantığı ;’öğrenciler olmasa ne güzel idare ederim ben bu üniversiteyi ‘olsa gerektir. Zira yöremizdeki tüm üniversiterde kontenjanlar kıt tutulmakta. Ortak bir anlaşma var gibi. Bu yörenin çocukları okumasın anlayışı yani.

Medyada hep kötü haberlerle anılan yöremizde, İletişim fakültesi ne zaman açıldı biliyor musunuz? Taaa 2006’da. Ne zaman öğrenci aldı peki 2012’de. Kaç öğrenci alabildi ; 60. Allah bereket versin. Nerenize yetmiyor der gibi? Kaç bölüm var bu fakültede şimdi? Daha bir tane. Yani iletişimin sinema, tv,radio,, halkla ilişkiler, gazetecilik gibi bölümleri vs. henüz hak getire.


Hayvancılıkla alakalı yöremizde fakülte henüz yok, Veterinerlik Fakültesi okumak isteyen yöremiz çocuğu uzak şehirlere gitmek zorunda. Siyasal okumak için de öyle. Kamu yönetimi için de öyle. Koca Çukurova Ü. de Kamu yok. Eğitim bölümleri olarak, birçoğu yok. Matematik Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmeliği vs. gibi en popüler bölümler yok. Orman Fakültesi yok.Her tarafımız deniz; Denizcilik bölümleri yok.

Büyük şehirlere birer yeni devlet üniversitesi açmak gündeme geldiğinde 6 sene evvel,Adana yine gündemde yoktu. Tıpkı Hızlı Tren’de olmadığı gibi, otoyol projelerinde olmadığı gibi…Zor bela Erzurum, Kayseri, Konya, Bursa, Eskişehir’den sonra, Adana’ya yeni üniversite açılmasını meclis gündemine aldırabilmiştik binbir mihnet ve tazyikle. Vekillerimiz, bürokratlarımız ve ekabir kanaat önderlerimiz maalesef çok yetersizdi.

Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi açıldı da ne oldu diyeceksiniz. Haklısınız pişman olduk. Dış dünyayı görmüş, bölgesinin çocuklarını okutmak için çırpınacak bir rektör ve buna uygun anlayış beklerken ;Çukurova Ü.nde çalışan , yine aynı anlayışta bir prof. , Rektör olarak atandı. O da Belediyeden birini genel sekreter atayınca eyvah dedik. Nasıl bir üniversite ortaya çıkacak az çok belli olmuştu. 2011’de kanunu çıkan üniversitede, daha 100-150 tane talebe ancak eğitim görmekte. Anaokulu gibi..

Diğer şehirlerde yeni açılan üniversitelerine, hemen şehrin tüm ileri gelenleri sahip çıkıp,üniversiteyi bir an önce kurup öğrenci alımına başlarken,bizim şehrin rektörleri birbirine girmiş, şehrin ileri gelenleri de seyretmiştir. Yeni üniv ersitemizin-ABTÜ- Rektörü de ilk açıklamasında merakımızı gidermiş; sakın ümitlenmeyin,ben öğrenci falan almayacağım üniversiteye mealinde beyanat vermiştir. Rektörlüğünün ikinci dönemine de,nerdeyse öğrenci almadan ulaşmış bulunmaktadır. Başbakanın o zaman söz verdiği yöremizin en büyük ihtiyaçlarından biri olan ikinci Tıp Fakültesini zaten hiç gündeme almamıştır. Yeni Numune Hastanesi de, fakültenin hastanesi olarak söz verildiği halde.

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi de aynı makus talihi yaşamıştı. Kendinden küçük nice şehirlerden çok sonra, binbir güçlüklerle kurulabilmiştir. Her ile bir üniversite projesinde de, nerdeyse Türkiye’nin en son üniversite açılan şehirlerinden biri olmayı başarabilmiştir ilgisizlik yüzünden. Kuruldu da ne oldu, yine göstermelik bir iki bölüm ve az öğrenci, yani aynı anlayış. Kaderimiz bu, böyle yazılmış yazımız; öğrenci sevmeyen üniversite yöneticileri… İhtiyaca dönük bir akademik çalışma maalesef yok..

K.Maraş Üniversitesine bağlı iken Düziçi’ne(Haruniye) söz verilen Fakülte vaadi de, tam açılma düşüncesi fiile dökülecekken, kendi şehrimize üniversite açılmış. Daha kolay olacağını düşünürken, kendi şehrimizin rektörü tarafından, ilçemize fakülte projesi veto edildi ne yazık ki. Şehrimizin ileri gelenleri de, buna boyun büktü. Birçok ilden daha büyük olan ilçemize bu çok görüldü. Bir iki bölümlü MYO ile kandırılmış bulunmaktayız. Yarı nüfuslu Bahçe ‘de bile, Haruniye’mizden daha fazla bölüm bulunmakta. Olan bölümler de istihdam vadetmeyen bölümler..mesela istihdam garantili sağlık alanında hiçbir bölüm açılmamakta.

Osmaniye; Uzmaniye olarak nam salmakta; ülkenin uzman çavuş ihtiyacını karşılamaktadır. Oysa ki; birçok bizden daha az gelişmiş, ancak daha şuurlu yörelerimizin bir köyünden bile, akademisyenler, generaller, hakimler, sanayiciler,kamu ve özel sektör yöneticileri, işadamları ; bizim bir şehrimizden çıkandan daha çok çıkmaktadır.

G.Antep hariç-bu şehrimizin ileri gelenleri 2010’dan sonra eğitimin önemine uyandı- bölgemiz şehirlerinde özel üniversite de açılmamaktadır. Bizim şehirlerimizde büyüyen zenginlerimiz yöremizin bu çok önemli ihtiyacına duyarsız kalmaktadırlar. Kayseri,Konya,Samsun,Trabzon,Antalya vs. gibi bizden küçük şehirler, geçip gitmiştir bizim bölgeyi. Mersin, şu an cılız bir atak yapmıştır sadece.

Zaten baktığımızda bölgemizde; yetişmiş,dünyaca ünlü üniversilerde okumuş, çok büyük şirketlerde yöneticilik yapmış, üst düzey kamu kuruluşlarında idarecilik yapmış, bilim dünyasında mühim yer işgal eden hiçbir beyni ; yöremizin yönetiminde, üniversitelerinde, şirketlerinde, vs. kanaat önderi ve idareci olarak görememekteyiz.

Dünyaca ünlü akademisyen Ali Özdemir ABD’yi ve milyon dolarları bırakıp, Adana’ya, Çukurova Üniversitesine(ABD’de yaptığı doktora diplomasına denklik vermemişlerdi..şaka gibi!!!),memleketine çalışmaya geldiğinde ,feleğini şaşırtıp kovalamışlardı. Şimdi ABD’de çığır açıyor,buluşlar yapıyor,ödüllere boğuluyor. ( http://www.turkiyeegitim.com/turkiyede-is-bulamadi-dunyanin-umudu-oldu-17243h.htm )

Onun için bölgemiz şehirlerine,ilçelerine yönetici dahi bulamamaktayız. Vekillerimizin dahi eğitim seviyeleri yakın zamana kadar, maalesef istenen seviyede değildi. Kahtı rical denen kaliteli adam kıtlığından dolayı, idareci bulamamaktayız. Gelen gitmemekte, yeni insan yetişmemektedir. Gurbete giderek kendini yetiştirmiş beyinlerimize sahip çıkılmamakta, bu değerleri, başka bölgelere, ülkelere terketmiş bulunmaktayız.

Birkaç lisan konuşabilen, konusunda uzman, dünyayı görmüş, ahlaki zafiyet taşımayan, memleketini seven ve -buradan ayrılınca memleketini unutup, zevkine bakmayıp -gönüllü elçiliğini yapan üstün vasıflarla bezeli insan yetiştirmemiz lazım. Heyhat ki yöremizde böyle bir ideal birliği, anlayış birlikteliği, birlikte çalışma kültürü, siyasi, şahsi fikirlerini bir yana bırakıp, memleketimiz için herkesle omuz omuza çalışma fedakarlığı maalesef yoktur. Diğer yörelerin köylerinin,mezralarının bile dernekleri, federasyonları, vakıfları birlik içinde harıl harıl çalışırken; bizim yörenin koca şehrinin bile hiçbir sivil toplum faaliyeti yoktur. Bir lobi oluşturamamış olan memleketimiz, ülke idaresinde de söz sahibi olamamaktadır. Ufacık şehirlerden birçok bakan, vekil, üst düzey bürokrat çıkarken ; koskoca bölgemizden bir bakan kırk yılda bir çıkmaktadır. Onun da ,olmayan birliktelik ve idealsizlik yüzünden, bölgemize bir hayrı dokunmamaktadır. İşte bu birlikteliği ,lobiciliği sağlamadan da ,bölgemizin sağlıklı kalkınması mümkün değildir.


Not : Bu yazımı kaleme aldıktan sonra büyük bir teessürle Özgecan Arslan olayını duydum. Allah rahmet etsin. Bu vahşi katillerin, yöremizden kurutulmasının en büyük yolu eğitimdir diye düşünüyorum. Bu olay da; yazdığım bu yazının ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ispat etti maalesef…


Son Guncelleme: 19 Subat 2015 12:40
  • Ziyaret: 4400
  • (Suanki Oy 5.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 2
  • 2 0
  • Share on Twitter Share on facebook

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Af Medya’ya aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece “http://www.ellekhaber.com” tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.


Yazarın Diğer Yazıları